sorunsuz

Mutlu bir birliktelik için önemli unsurlardan biri her iki tarafı da mutlu kılan ve her yönden tatmin eden bir cinsel ilişkidir. Mutluluk veren bir sevişme eşleri daha huzurlu, daha mutlu ve çevrelerine karşı daha sevecen yaparken, birbirlerine daha çok bağlar, yakınlaştırır ve onları bütünleştirir

Wednesday, March 22, 2006

Üreme - Sperm ve Yumurta

Tüm diğer canlı varlıklar gibi insan da sınırlı bir yaşam süresine sahiptir. Bu nedenle, bir doğal varlık olarak yok
olmadan önce, yerini alacak insanı meydana getirmek zorundadır.
En ilkel canlılar olan tekhücrelilerde üreme bölünme yoluyla olur. En gelişmiş canlı olan insanda ise, üreme olayındaki işlevleri açısından bütünüyle farklı iki kişinin yani bir kadın ve bir erkeğin özel olarak üretilmiş birer hücresinin birleşmesi gereklidir.
İnsanlığın ortaya çıkışını izleyen ilk dönemlerde, kadının, erkeğin ve cinsel birleşmenin üremedeki rolleri bilinmezdi. Bunun en açık ifadesi bugün dünyamızın çeşitli bölgelerinde yaşamlarını sürdüren bazı ilkel topluluklardaki bir inanıştır. Bu inanışa göre, bebek, kadının karnına yerleşen bir ruhun cisimleşmesi, bedene kavuşması sonucunda oluşur ve dünyaya gelir. Daha ileri toplumlarda bu inanış değişmiş olmakla birlikte, yüzyıllar boyunca doğumun sadece kadını içeren bir olay olduğuna inanıldı. Bu inancın kaybolmasından sonra bile, kısırlığın yalnız kadına ait bir özellik olduğu düşüncesi süregeldi.
İnsanda üremenin tekhücrelilerde üremeden diğer bir farkı da : bölünmeyle ortaya çıkan iki yeni tekhücreli o andan başlayarak yaşama savaşlarını kendi başlarına sürdürebilirken, yeni insanın ilk hücresi kadının dölyatağında 266 gün süreyle dönüşüme uğrar ve 2,2 trilyon hücreli bir canlı durumuna gelir. Ayrıca, kendi başına yaşayabilir duruma gelebilmek için daha uzun yıllar başta anne-babası olmak üzere pek çok insanın yakın ilgisine gereksinim duyar.
İnsanda üremenin bu karmaşık yapısını tanıyabilmek amacıyla bebeğin doğum anına kadar izlediği süreci çeşitli aşamaları ve yönleriyle ele almak gereklidir. Yalnızca olağan süreçle sınırlı kalınmayıp, sürecin herhangi bir aşamasında ortaya çıkabilen çeşitli olağandışı durumlar ve bozukluklar da bilinmelidir.
Yeni insanın ilk hücresi erkekten ve kadından gelen özel birer hücrenin birleşmesiyle oluşur. Bu hücrelerin yani erkek ve kadının
tohum hücrelerinin özelliklerinin nereden kaynaklandığını belirlemek gereklidir .
Sperma
Kısaca erkek tohum hücreleri olarak tanımlanabilecek olan spermaların oluşumu erbezlerindeki (testisler) çok sayıda seminifer kanalda başlar. Bir erbezindeki seminifer kanallar birbirlerine eklenirse boyu 1.5 km'yi bulan bir kanal ortaya çıkar. Ancak, bu kanallar akciğerlerdeki gibi dallanmış oldukları için bir spermanın oluşumu sırasında aldığı yol çok daha kısadır. Oluşum 46 kromozomlu spermatogoonların bölünmesiyle başlar. Bu bölünme tekhücrelilerin çoğalmasındaki bölünmeden farklıdır ve sonuçta kromozom sayısı yarıya düşer. 23 kromozomlu bu hücrelere spermatosit adı verilir. İlk bölünmeyle birlikte kanal içinde yol almaya başlayan spermatositler kromozom sayısının aynı kaldığı bir bölünmeyle spermatidleri oluştururlar. Spermatidler erbezinden ayrılmaya yakın bir zamanda dönüşüme uğrayarak spermatozoaları, yani olgun sperma hücrelerini ortaya çıkarırlar. Spermatozoaların bu gelişimi yaklaşık 45 gün sürer. Birinci yolculuklarını tamamlayan spermatozoalar epididim kanalında birikirler. Yumak durumundaki bu tek parçalı kanalın uzunluğu yaklaşık 12 metredir ve 250 milyon kadar spermatozoayı alabilecek kapasitededir.
Sperma başlıca üç bölümden oluşur:
Baş, Gövde ve Kuyruk. Spermanın toplam uzunluğu milimetrenin yirmide biri kadardır. Baş bölümü ise toplam uzunluğun onda biri uzunluğundadır. Bütün genetik bilgiyi taşıyan çekirdek bu bölümde yer alır. Biçim açısından pirinç tanesine benzeyen başın öne bakan yarısı akrozom adı verilen bir zarla kaplıdır. Önceleri yalnızca olgunlaşmamış spermalarda bulunduğu sanılan bu zarın önemli bir görevi olduğu anlaşılmıştır. Bu zar; spermanın yumurtaya girişini sağlamak için gerekli olan kimyasal bir madde taşımaktadır. Gövde bölümünde spermanın enerji dönüştürücüleri olan mitokondriler bulunur. Epididim kanalında biriken spermalar hareketsizdirler. Mitokondriler daha sonra ortamdan aldıkları enerjiyi kuyruğa aktararak spermaya hareket verirler. Spermanın harekete yarayan bölümü olan kuyruk, liflerden oluşur. Litlerden bir bölümü boylamasına kuyruğu kateder, diğerleri bunların etrafını sarmal olarak çevreler. Kuyruğun uç bölümünde etrafı çevrelenmemiş olan lifler süpürge görünümü verecek biçimde açılırlar. Spermalarda, kimi zaman kısırlık nedeni olan bazı anormalliklere rastlanır. Bazı spermaların başları ya çok küçüktür, ya çok büyüktür ya da hiç yoktur. Kuyruksuz ya da birden fazla kuyruğu olan spermalara da rastlanır. Bu tür spermaların sağlıklı spermalara oranı arttıkça kısırlık olasılığı da artar.
Spermalar farklı bir bölünme sonucu normal insan hücresine göre yarı sayıda kromozom taşırlar. Bu bölünme sonucunda cinsiyeti belirleyen kromozom çifti de birbirinden ayrılır. Erkeğin cinsiyet kromozomu çiftinin XY çifti olduğu gözönüne alınırsa, bir bölünmede ortaya çıkan iki sperm hücresinden birinin X diğerinin Y kromozomu taşıdığı anlaşılır. Bu nedenle, bir boşalmada içerilen toplam 500 milyon spermin yarısı X, yarısı Y kromozomu taşır. Buna bağlı olarak, X ya da Y kromozomu taşıyan spermaların yumurtayı dölleme şansları sayı açısından eşittir.
Olgunlaşan sperma hücrelerini her iki erbezinin alt arka tarafında bulunan epididim kanallarında birikmiş durumda bırakmıştık. Her iki kanalda hemen hemen eşit sayıda bulunan spermalar 3 hafta süreyle döllenme yeteneklerini korurlar. Bu süre sonunda boşalma yoluyla vücuttan atılmamışsalar parçalanarak yokolurlar.
Yumurta
Kadın tohum hücresi olan yumurtanın oluşumu spermalardan oldukça farklıdır. Erkekte sperma üretimi ergenlik çağına girişle başlar, buna karşın yumurta gelişiminin ilk aşamasını kız bebek daha annesinin karnındayken tamamlar. Doğduğu anda bebeğin yumurtalıklarında 200.000 - 400.000 arasında olgunlaşmamış yumurta bulunur. Ergenlik çağına geldiğinde ise bu sayı l0.000'e iner ve menapoza kadar bunlardan yaklaşık 400'ü olgunlaşır.
Bir yumurtanın olgunlaşmaya başlamasıyla kendisinden önce olgunlaşmış olan yumurtanın yumurtalıktan atılması aynı zamana denk düşer. Bu nedenle, gelecek adet döneminin ortasında serbest kalacak olan bu yumurtanın gelişimini tamamlamak için dört haftası vardır. Bu yumurtanın hangi yumurtalıkta bulunacağı ve o yumurtalıktaki yaklaşık 5000 yumurtadan hangisi olacağı rastlantılar sonucu ortaya çıkar. Yumurtanın etrafını Graff folikülü adı verilen bir tabaka örter. Folikül kalınlaşmaya başlar ve merkezindeki yumurtayla birlikte yumurtalığın çeperine doğru yaklaşır. Dördüncü hafta sonunda yumurtalığın çeperine yapışan folikül yarılır ve yumurta serbest kalır. Burada ilginç bir durum söz konusudur. Yumurtalık ve Fallop kanalı arasında yaklaşık bir santimetrelik bir boşluk vardır. Yumurtanın buradan karın boşluğuna düşmeyip, Fallop kanalının huni biçimindeki ağzına yönelmesinin nedeni henüz anlaşılamamıştır. Ancak bazı durumlarda yumurta karın boşluğuna düşer ve hatta orada döllenir. Bu durumda döllenmiş yumurta çoğu kez kalınbarsağa yapışarak normal bir gelişim gösterir ve normal bir gebelik süresi sonunda sezeryanla sağlıklı bir bebek dünyaya gelir.
Yumurta beklendiği üzere Fallop kanalına ulaştığında milimetrenin onda biri çapında bir küre biçimindedir. İçinde olgunlaştığı folikül ise yumurtlama anında 1,5 santimetre çapa ulaşmıştır. Yumurtlama anına kadar östrojen hormonu salgılayarak dölyolunu cinsel birleşmeye hazırlayan folikül, önemli bir değişime uğrayarak progesteron salgılamaya başlar ve corpus luteum (sarı cisim) adını alır. Progesteron dölyatağının çeperinde, döllenmiş yumurtanın yerleşebileceği yumuşak dokunun (endometriyum) oluşmasını sağlar. Eğer o ay olgunlaşan yumurta döllenirse korpus luteum büyümeye devam eder ve gebeliğin ilk yarısında progesteron salgılamaya devam ederek, endometriyumun parçalanmasını önler. Yumurtanın döllenmemesi durumunda ise ilk adet kanamasıyla birlikte hızla küçülmeye başlar ve kaybolur. Olgunlaşmak için belki 20 yıl belki de 45 yıl sabırla bekleyen yumurta, olgunlaşıp yumurtalıktan ayrıldıktan sonra aynı sabrı gösteremez. Eğer döllenmezse ortalama 24, en fazla da 48 saat sonra ölür ve ilk adet kanamasıyla birlikte vücuttan atılır.
Kanal girişindeki yumurta, kanalın iç yüzeyindeki kılsı cisimlerin ritmik hareketleriyle son derece yavaş bir hızla dölyatağına doğru yola çıkar. Yumurta için spermaları beklemekten başka yapacak birşey kalmamıştır artık.
Döllenme
Döllenme; erkek ve kadın tohum hücrelerinin birleşerek yeni bir insanın ilk hücresini (zigot) oluşturması olarak tanımlanabilir. Birleşmenin önşartı olan buluşma için esas görev spermalara düşer. Spermalar cinsel coşkunun ortaya çıkışıyla birlikte, hareketsiz olarak bekledikleri epididimlerden bunlara bağlı meni kanallarının (vas deferens) ritmik kasılmalarıyla yukarıya, prostata doğru ikinci yolculuklarına başlarlar. Bu sırada, meni kanallarının iç yüzeyinden salgılanan bir sıvının etkisiyle hafifçe hareketlenirler. Spermalar meni kanallarının, idrar yoluyla birleştiği noktayı geçip birikirken, idrar yoluna bağlı bir çift Cowper Bezi idrarın asiditesini nötralize eden alkalik bir sıvı salgılar. Bu salgı spermleri ürik asidin öldürücü etkisinden korur. Cinsel coşkunun yoğunlaşması ve doruğuna ulaşmasıyla birlikte çok kısa bir zaman dilimi içinde bir dizi koordine hareket görülür. İdrar yoluna bağlı bir çift seminal vesikülden sarımsı bir sıvı, birikmiş olan spermaların üzerine boşalır. Aynı anda, idrar yolunun etrafını halka gibi sarmış olan prostat bezi meniye karakteristik kokusunu veren bulanık beyaz alkalik sıvısını salgılar. Prostat bezinin diğer bir görevi, boşalma anında meni kanallarıyla idrar yolunun birleştiği noktayı sıkıştınp meninin mesaneye ya da meni kanallarına geri boşalmasını önlemektir. Prostat sıvısının eklenmesiyle son durumunu alan meni, idrar yolunun ritmik kasılmalarının yardımıyla boşalır. Boşalan meni, dölyoluyla birleşmiş olan penis aracılığı ile dölyoluna aktarılır. Spermalar için üçüncü bir yolculuk başlar. Seminal vesiküllerin ve prostat bezinin salgılarının eklenmesiyle iyice hareketlenen spermler dölyatağı ağzını geçmeye çalışırlar. Adet kanaması dönemi dışında genellikle tam kapalı olan dölyatağı ağzı yumurtlamanın etkisiyle sperma geçişine uygun duruma gelir. Ağzın tam kapalı olmasını sağlayan koyu mukoza yumuşayarak akıcılık kazanır. Spermalar dölyoluna doğru akan mukozanın içinde ters yönde yüzerek dölyatağına girerler. Bu geçiş sırasında boşalma anında 500 milyon olan sperm sayısı 2-3 milyona düşer. Dölyatağı içinde harekete devam eden spermalar Fallop kanallarına yönelirler. Kanallardan birinin yumurtalığa yakın ucunda yumurtayla karşılaşırlar. Spermaların kadının cinsel organları içindeki yolculuğu ortalama bir saatte tamamlanır. Fakat burada da ilginç bir durum söz konusudur. Eğer cinsel birleşme sırasında kadın da orgazm olmuşsa, oksitosin adı verilen bir hormon salgılanır. Bu hormon, dölyatağının
kasılmasına yol açar ve meni bu kasılmalar yardımıyla 5 dakika gibi çok kısa bir sürede yumurtaya ulaşır. Kadının orgazm olması döllenme açısından zorunlu olmamakla birlikte döllenme şansını oldukça arttırır.
Yumurtayı döllemek için tek bir sperma yeterlidir. Fakat yumurtanın birleşmeye hazırlanabilmesi için 4-5 bin spermanın ortak çabası gereklidir. Çünkü yumurtanın etrafı spermaların girişini önleyen bir zarla kaplıdır ve önce bu zar delinmelidir. 4-5 bin
sperma aynı anda başlarının ön yarısında bulunan akrozom zarının içerdiği salgıyı serbest bırakır. Yumurta zarı eridiği anda spermalardan biri yumurtaya girer. Giriş sırasında spermanın yalnızca hareket etmeye yarayan kuyruğu kopar ve artık döllenmiş olan yumurtanın üzeri diğer spermaların girişini önlemek için yeni bir zarla kaplanır. Çok ender bazı durumlarda yumurtaya aynı anda iki sperma girer. Bu olaya dispermi adı verilir. Döllenmiş yumurta yeni zarın oluşumu sırasında spermaların hareket yeteneğini azaltan bir sıvı salgılar. Bu yolla, kalan spermaların zarı zorlamasına kesin olarak engel olur.
Eğer spermalar dölleyebilecekleri bir yumurtaya rastlamazlarsa 1 - 2 gün içinde ölürler. Bu ortalama bir süredir ve dölyatağı içinde 5 gün canlı kalabilen spermalara da rastlanır. Bu nedenle, yumurtanın cinsel birleşmeden birkaç gün sonra serbest kalması durumunda da döllenme gerçekleşebilir.

0 Comments:

Post a Comment

<< Home